Kendimizi kandırmayı bir kenara bırakalım: Yazılımcılık bitmedi ama mevcut eğitim sistemi bu hızın altında ezildi.
Bugün bir yazılım öğrencisi üniversite kapısından girip 4 yıllık lisans eğitimine başladığında, mezun olana kadar geçen sürede dünyada neredeyse bir teknolojik devir kapanıp yenisi açılıyor.
Bakın; yapay zekanın ilk modelleri ile bugünün otonom sistemleri arasındaki süre sadece birkaç yıl. Biz daha bir modelin yeteneklerini hazmetmeye çalışırken bir sonraki sıçrama geliyor.
Bu ivmeyle gidersek siz 4 yıllık bir fakülteye girip mezun olana kadar yapay zeka biyolojik bedenlere ve insansı robotlara evrilebilir. Abartılı bir benzetme gibi gelebilir ama gidişat bunu gösteriyor.
📌 Sorun nerede?
Sorun gençlerin yazılımcı olmak istemesinde değil. Sorun, üniversitelerin ve geleneksel müfredatların bu hıza ayak uyduramamasında.
Adamlar amfilerde hâlâ 15 yıl önceden kalma dillerle, çağ dışı kalmış araçlarla, sektörde kimsenin yüzüne bakmadığı hantal yapılarla "eğitim" vermeye çalışıyor.
Sen o okulda 4 yıl boyunca teorik slayt ezberlerken; aynı 4 yılı doğrudan sektörün içinde, yapay zeka araçlarıyla gerçek ürünler çıkararak, sahanın çamurunu yutarak geçiren biri mezun olduğun gün tecrübe olarak senden 10 kat daha önde olur.
"Üniversite okunmaz" demiyorum. Ama üniversitelerin sundukları şu an sektörün fersah fersah gerisinde. Bu sadece bizim ülkemizde değil, dünyada da böyle.
💡 "Yapay zekayı da yazılımcılar yapmıyor mu?"
Evet, yapıyor. Ama ıskalanan büyük bir gerçek var:
Artık sadece kod bilmek para etmiyor.
Kod yazmak giderek bir emtia (commodity) haline geldi. Bugün ve gelecekte asıl para eden şeyler çok net:
- Problem tespiti yapıp o problemi çözen bir ÜRÜN çıkarabilmek,
- O ürünü uçtan uca YÖNETEBİLMEK,
- Ve en önemlisi; o ürünü kitlelere ulaştıracak DAĞITIM (Distribution) ağını kurabilmek.
Kod işin sadece altyapı tuğlasıdır.
İnşaatın mimarisi, mühendisliği ve satışı olmadan o tuğlanın tek başına hiçbir kıymeti yoktur.