İlk iki bölümde; kur şoku yüzünden kapıdan dönen NASA teknolojisi distribütörlüğünü ve Amazon'un fiyat botları ile Buybox savaşlarında stok tasfiye etmek zorunda kaldığımız o e-ticaret kabusunu anlatmıştım.
Platformların ve başkalarının ürünlerinin kölesi olmaktan yorulunca, 2023 yılında radikal bir karar aldım: "Kendi markamı, kendi fiziksel ürünümü üreteceğim. Kuralları da ben koyacağım."
Oturdum düşündüm; kendi başıma kalıpçılara gidip plastik enjeksiyon bir ürün ürettiremezdim, çünkü kalıp maliyetleri astronomikti. O dönemde yazılım ürünü çıkarmak içinse derin kodlama bilmeniz gerekiyordu, zira bugünkü gibi yapay zeka araçları yoktu.
Amsterdam'da Çakan Şimşekler ve "Dost Acı Söyler" Fikri
Tam bu arayış içindeyken, Hollanda’ya, Amsterdam’da yaşayan bir arkadaşımın yanına gittim. Orada geçirdiğim günlerde masalarda oynanan, bizim kutu oyunlarından farklı yabancı bir parti kart oyunu dikkatimi çekti. İnsanların o anki etkileşimini, oyunun yarattığı gerilimi ve kahkahaları görünce kafamda şimşekler çaktı: 'Bunun bizim kültürümüze uyarlanmış, çok daha sert ve eğlenceli bir versiyonu neden olmasın?'
Giriş maliyeti nispeten uygundu ve tamamen kendi fikirlerimle özelleştirebilirdim. Döndüğüm gibi kolları sıvadım; arkadaş ortamlarındaki sahte nezaket kalıplarını kıracak, dark temalı ve hafif gerilimli bir parti grup masa oyunu kurguladım: 'Dost Acı Söyler'.
Soruları, kart tasarımlarını ve oyun mekaniklerinin hepsini bizzat ellerimle hazırladım. Ama fikri bulmak işin sadece %5'iydi. Asıl %95'lik sancılı kısım, o kutu oyununu somut bir ürüne dönüştürmekti.
Perpa’nın Devasa Labirenti ve 60.000 TL’lik Matbaa Kumarı
Çözümü Perpa’da aradım. Yani eski Perşembe Pazarı geleneğinin devasa ticaret hanında... Belki hikayelerini duymuşsunuzdur; bir alt kata inersiniz ama aslında 7. kata çıkmış olursunuz. Evet, tam olarak orası!
Orada haftalar süren hesaplamalar yaptık: Kutu ve kart ölçüleri, selefonlu mu selefonsuz mu olacağı, oval kesim mi düz kesim mi derken bir sürü teknik detay... Günün sonunda çetin pazarlıklarla fiyatta anlaştık; ilk numunemi ve ardından ilk parti kutu oyunlarımı üretime soktum.
O dönemin parasıyla tam 60.000 TL’lik devasa bir matbaa ve hammadde riskinin altına girmiştim. Benim için o para sadece bir bütçe değil; tüm birikimim ve bir kısmı da borçtu. Üstelik marka patent başvurusu için de ayrıca cebimden ödeme yapmıştım.
Operasyonun Tozu: Desi Savaşları ve Hatalı Kart Riski
Tabii tek yük finansal değildi. Basımda kayan ya da hatalı kesilen tek bir kart yüzünden tüm destenin çöp olması riskini yönetmek, kargo kutusunun boyutu 1 santim büyük olunca fırlayan desi maliyetleriyle yüzleşmek, wholesale (toptan satış) fiyat dengelerini oturtmak ve perakende lojistiğini çözmek...
Fiziksel perakendenin tozu ciğerime kadar işledi. Matbaa süreçlerinde uykusuz geceler geçirdim ama ilk koli örnekleri elimize ulaştığında çektiğim o doğum sancılarının hepsine değdiğini gördüm.
360 derece yönettiğim bu operasyon meyvesini verdi: Dost Acı Söyler masalara girdi, 1000'den fazla fiziksel kutu sattı ve kulaktan kulağa yayıldı.
O 60.000 TL'lik matbaa riski ve Perpa tozu bana girişimciliğin 4. büyük dersini öğretti: Kendi markanı yaratmak en büyük kalendir. Başkalarının platformunda oyuncu olmaktansa, kendi oyununu kurup fiziksel dünyada risk almak sizi gerçek bir üreticiye ve marka sahibine dönüştürür.
Hikaye Burada Bitti mi? Dijitalleşme ve Mobil Ekosistem
Peki hikaye burada bitti mi? Tabii ki hayır!
Fiziksel kutu oyunu büyürken kullanıcılarımızdan mesajlar yağmaya başladı: "Kartlar yanımızda yokken nasıl oynayacağız?", "Arkadaşım farklı şehirde, birlikte oynayamıyoruz!"
İşte bu talepler, beni bir sonraki aşamada B2B mikro ihracat macerasına (Reroute) ve ardından kutu oyununu cebinize taşıyacağımız o mobil dijitalleşme ekosistemine sürükledi...
🍿 Serinin Bir Sonraki Bölümü (Bölüm 4): B2B İhracat Sınavı ve Sessizce Batan Şirket: Reroute Supply Solutions
Serinin bir sonraki bölümünde; kutu oyununun yakaladığı bu ivmeyle gaza gelip Türkiye'nin üretim gücünü yurt dışına taşımak için kurduğumuz devasa B2B ihracat operasyonunu, Almanya/ABD temsilci ağlarını ve o şirketin nasıl sessizce battığını anlatacağım.
📌 Bu seriyi kaçırmamak için: Girişimcilik, yazılım otomasyonları ve dijital pazarlama mutfağında sıfırdan nasıl sistemler inşa ettiğimi adım adım paylaşmaya devam edeceğim. Bölümleri kaçırmamak için profilimden bağlantı kurabilir, beni takip edebilir ve bildirim zilini (🔔) açabilirsiniz.
Tüm projelerim, güncel çalışmalarım ve benim hakkımda daha fazla detay için kişisel web sitem: berkgokturk.com